3. yargı paketi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3. yargı paketi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2013 Pazartesi

Ocak Ayında Yürürlüğe Giren İcra İflas Kanunu Hükümleri

Bilindiği üzere 6352 Sayılı Kanun Temmuz 2012’de yürürlüğe girmiş ve birçok kanun hükmünü değiştirmişti. Bu değişen kanunlardan biri de 2004 sayılı İcra İflas Kanunu idi. 6352 Sayılı Kanun’un birçok maddesinde İcra İflas Kanunu’nu değiştiren birçok madde yer alıyordu. Bu değişikliklerden bazıları 6352 Sayılı Kanun’un yürürlüğe girişiyle beraber geçerlilik kazanmıştır. Değişik bazı hükümlerin ise 6 ay sonrasında yürürlüğe gireceği biliniyordu. Sonradan yürürlüğe girecek hükümler 6352 Sayılı Kanun’un 106. maddesinde belirtilmişti. 106. Maddeye göre “Bu Kanunun;
a) 3 üncü, 4 üncü, 9 uncu, 10 uncu, 17 nci, 21 inci, 23 üncü ila 33 üncü maddeleri ile 36 ncıve 37 nci maddeleri, 18 inci maddesiyle değiştirilen 2004 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin yedinci fıkrası, 38 inci maddesiyle 2004 sayılı Kanuna eklenen geçici 9 uncu ve geçici 11 inci maddeleri ile 105 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi yayımı tarihinden altı ay sonra,
b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,yürürlüğe girer.  Temmuz ayından bu yana 6 ayın geçmesiyle beraber bu hükümler geçtiğimiz ocak ayında yürürlüğe girdi.

Yeni yürürlüğe giren İcra İflas Kanunu hükümlerinin neler olduğunu ve tam olarak nerede değişiklikler yapıldığını inceleyelim. 6352 Sayılı Kanun’un yeni yürürlüğe giren maddelerinden biri “Elektronik İşlemler” başlığını taşıyan 8/a maddesidir. Maddenin içeriği şöyledir: (6352 SK 3. madde) Madde 8/a – İcra ve iflas dairelerince yapılacak her türlü icra ve iflas iş ve işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi kullanılır; her türlü veri, bilgi, belge ve karar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır.

Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler senet hükmündedir. Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı ispat gücünü haizdir. Güvenli elektronik imza, kanunlarda güvenli elektronik imza ile yapılamayacağı açıkça belirtilmiş olan işlemler dışında, elle atılan imza yerine kullanılabilir. Güvenli elektronik imzayla oluşturulan belge ve kararlarda, kanunlarda birden fazla nüshanın düzenlenmesi ve mühürleme işlemini öngören hükümler uygulanmaz.

Zorunlu nedenlerden dolayı fiziki olarak düzenlenen belge veya kararlar, yetkili kişilerce güvenli elektronik imzayla imzalanarak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine aktarılır ve gerektiğinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla ilgili birimlere iletilir. Bu şekilde elektronik ortama aktarılarak ilgili birimlere iletilen belge ve kararların asılları, gönderen icra ve iflas dairesinde saklanır, ayrıca fiziki olarak gönderilmez. Ancak, belge veya kararın aslının incelenmesinin zorunlu olduğu hâller saklıdır.

Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılması gereken hâllerde, icra müdürü veya görevlendirdiği personel tarafından belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek, imzalanır ve mühürlenir.

Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter.

Elektronik işlemlerin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla yapılmasına dair usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.

Yeni yürürlüğe giren bir diğer madde başlığıyla birlikte değiştirilen 9. maddedir.  Maddenin başlığı yenilikten sonra “Paranın ödenmesi ve değerli eşyanın muhafazası” haline gelmiş ve madde de şu hali almıştır: (6352 SK 4. madde) Madde 9 – İcra ve iflas dairelerine yapılacak her türlü nakdî ödeme, Adalet Bakanlığı tarafından uygun görülecek bankalarda icra ve iflas dairesi adına açılan hesaba yapılır. Haciz sırasında, borçlu veya üçüncü kişiler tarafından yapılan ödeme nedeniyle tahsil edilen paralar, en geç tahsilatın yapıldığı günü takip eden ilk iş günü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilir.

İcra ve iflas dairelerince yapılması gereken her türlü nakdî ödeme, ilgilisinin gösterdiği banka hesabına aktarılmak üzere, icra müdürü tarafından resen bankaya verilecek talimat gereği yapılır. Talimat, paranın icra ve iflas dairesi hesabına yatırılmasını takip eden en geç üç iş günü sonuna kadar verilir.

İcra ve iflas daireleri aldıkları kıymetli evrak ve değerli şeyleri kasalarında, zorunlu hâllerde ise kiralanacak banka kasalarında muhafaza ederler.”

Yeni yürürlüğe giren diğer madde de İcra İflas Kanunu’nun 58. maddesidir. Bu maddenin değişikliği 6352 SK madde 9’da düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle 2004 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Değişiklikten sonra maddenin ilgili fıkralarının 1. ve 2. bentleri şu hali almıştır: Takip talebi icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılır.
Talepte şunlar gösterilir:
1. Alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; alacaklı veya vekili adına ödemenin yapılacağı banka adı ile hesap bilgileri; varsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası; şöhret ve yerleşim yeri; alacaklı yabancı memlekette oturuyorsa Türkiye'de göstereceği yerleşim yeri (Yerleşim yeri gösteremezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır.);
2.Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yeri;
Bir terekeye karşı yapılan taleplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı, soyadı, biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yerleri;

Yeni yürürlüğe giren diğer bir madde İİK 60 hükmüdür. Bu hükmü değiştiren ise 6352 SK madde 10 hükmüdür. Maddeye göre değişiklik şu şekilde gerçekleşmiştir.” 2004 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“İcra müdürü takip talebinin bu Kanunda öngörülen şartları içerdiğine karar verirse ödeme emri
düzenler. Talebin kabul edilmemesi halinde verilen karar tutanağa yazılır.”
“1. Alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58 inci maddeye göre takip
talebine yazılması lazım gelen kayıtları,
2. Borcun ve masrafların yedi gün içinde icra dairesine ait ödeme emrinde yazılı olan banka hesabına ödenmesi, borç, teminat verilmesi mükellefiyeti ise teminatın bu süre içinde gösterilmesi ihtarını,”

Yeni yürürlüğe giren maddelerden biri de 6352 SK madde 17 ile değiştirilen İİK 88 hükmüdür.  Maddenin yeni ve ocak ayında yürürlüğe giren son hali şöyledir: “Madde 88 – Haczolunan paraları, banknotları, hamiline ait senetleri, poliçeler ve sair cirosu kabil senetler ile altın, gümüş ve diğer kıymetli şeyleri icra dairesi muhafaza eder.

Diğer taşınır mallar, masrafı peşinen alacaklıdan alınarak muhafaza altına alınır. Alacaklı muvafakat ederse, istenildiği zaman verilmek şartıyla, muvakkaten borçlu yedinde veya üçüncü şahıs nezdinde bırakılabilir. Üçüncü şahsın elinde bulunan taşınır mallar haczedildiğinde, üçüncü şahsın kabulü hâlinde üçüncü şahsa yediemin olarak bırakılır. Mallar satış mahalline getirilmediği takdirde muhafaza altına alınabilir veya yediemin değişikliği yapılabilir.

Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası andlaşma hükümleri saklı kalmak kaydıyla, yabancı devlet başkanı, parlamento başkanı, hükümet başkanı veya hükümet üyelerini taşıyan ulaşım araçları, bu kişiler Türkiye’de bulundukları sürece, muhafaza altına alınamaz ve yediemine bırakılamaz.

İcra dairesi üçüncü bir şahsa rehnedilmiş olan malları da muhafaza altına alabilir. Ticari işletme rehni kapsamındaki taşınırlar ise icra dairesince satılmalarına karar verilmesinden sonra muhafaza altına alınabilir. Bu mallar paraya çevrilmediği takdirde geri verilir.

Haczedilen mallar, Adalet Bakanlığı tarafından yetki verilen gerçek veya tüzel kişilere ait lisanslı yediemin depolarında muhafaza edilir. Yetki verilen gerçek veya tüzel kişiler, bu yetkilerini Adalet Bakanlığının onayıyla alt işleticilere aynı standartları sağlamak koşuluyla devredebilirler. Bu devir, yetki verilen gerçek veya tüzel kişilerin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Bu depoların yönetmelikte belirlenen nitelik ve şartlara uygunluğunun saptanması sonucunda işletme belgesi Adalet Bakanlığı tarafından verilir. Haczedilen malların muhafaza işlemleri; lisanslı yediemin depolarının kuruluşuna, bu depolarda bulunması gereken asgari niteliklere, depo için alınacak teminata, mallar için muhtemel rizikolara karşı yapılacak sigortaya; işletici olma niteliklerine, işletici lisansına, Adalet Bakanlığı tarafından bu lisansın verilmesine; Adalet Bakanlığının lisanslı işletmelerle ilgili görev ve yetkilerine; faaliyetin durdurulması ya da iptali gibi idari tedbir ve tasarruflara; bu depoların denetimine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikte düzenlenir. Haczedilen malların muhafazası aşamasındaki ücretler Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenecek tarifeyle belirlenir.

İcra dairesi, depo ve garajlarda ve yediemin olarak kendisine haczedilen malın bırakılmış olduğu üçüncü kişilerde saklanıp da hukuken artık muhafazasına gerek kalmayan malı, vereceği uygun süre içinde geri almasını ilgililere resen bildirir. Verilen süre içinde eşya geri alınmazsa, icra müdürü tetkik merciinin kararı ile taşınır mal satışlarına ilişkin hükümler uyarınca bunları satar. Elde edilen miktardan muhafaza ve satış giderleri ödenir. Artan miktar 9 uncu madde hükmüne göre muhafaza olunur. Bu konuda ortaya çıkan ihtilaflar tetkik mercii tarafından basit yargılama usulüne göre çözülür.

İcra müdürlüklerinin talebi üzerine kolluk kuvvetleri tarafından yakalanan araçlar, en geç üç iş günü içinde en yakın icra müdürlüğüne teslim edilir. Aracı teslim alan icra müdürlüğü, aracın yakalanmasını isteyen icra müdürlüğüne bildirimde bulunur.”

Sıradaki hüküm 6352 SK madde 21 ile değiştirilen İİK 106/1. madde hükmüdür. Maddenin 1. fıkrası şu hali almıştır: “Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren altı ay, taşınmaz ise hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebilir.”

Yeni yürürlüğe giren diğer hüküm 6352 SK 23. madde hükmü ile değiştirilen İİK 112 hükmüdür. Bu değişiklikle İİK 112/1 hükmünde yer alan bir ay ibaresi iki ay şeklinde değiştirilmiştir.

Yeni yürürlüğe giren maddelerden devam ettiğimizde diğer bir hükmün 6352 SK 33. madde ile değiştirilen İİK  168 hükmü olduğunu görüyoruz. Değiştirilen 1. fıkranın 1. ve 2. bendinin son hali şöyledir: “1. Alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, takip talebine yazılması lazım gelen kayıtlar, 2. Borcun ve takip masraflarının on gün içinde ödeme emrinde yazılı olan icra dairesine ait banka
hesabına ödenmesi ihtarı,”

6352 Sayılı Kanun ile İcra İflas Kanunu’nun birçok hükmü revize edilmiştir. Dolayısıyla değişip geçtiğimiz ocak ayında yürürlüğe giren maddelerden devam etmekteyiz. Bir sonraki madde 6352 SK 36. hükmüyle değiştirilen İİK 171/2 hükmünün 1. ve 2. bendidir. Geçtiğimiz ocak ayında yürürlüğe giren bu hükümde meydana gelen değişiklikten sonra hükmün aldığı son hal şu şekildedir:
“1. Alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, takip talebine yazılması lazım gelen kayıtlar,
2. Borcun ve takip masraflarının beş gün içinde ödeme emrinde yazılı olan icra dairesine ait banka
hesabına ödenmesi ihtarı,”

Yürürlüğe yeni giren diğer madde 6352 SK 37. madde hükmü ile değiştirilen İİK 243/2 hükmüdür. 6352 SK 37. madde hükmü şu şekildedir: “2004 sayılı Kanunun 243 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “116 ve 242 nci maddeler” ibaresi “242 nci madde” şeklinde değiştirilmiştir.”

6352 SK 18. maddede geçtiği üzere ” 2004 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “yüzde kırkından” ibaresi “yüzde yirmisinden” şeklinde, yedinci fıkrası ise aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Haciz ihbarnamesi, borçlunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bir tüzel kişinin veya müessesenin şubesine veya tüm şubelerini kapsayacak şekilde merkezine tebliğ edilir. Haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği merkez, tüm şubeleri veya birimlerini kapsayacak şekilde beyanda bulunmakla yükümlüdür.”

Yeni yürürlüğe giren maddelerden devam edecek olursak 6352 Sayılı Kanun’un 38. maddesiyle birlikte gelen, Geçici 9 ve Geçici 11. maddelere bakmak gerekecektir.
Geçici Madde 9- 9 uncu maddenin ikinci fıkrası gereği ödeme yapılabilmesi için ilgilisi tarafından, anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde banka hesap numarasının bildirilmesi gerekir.
Geçici Madde 11- Adalet Bakanlığı, 88 inci maddenin beşinci fıkrası gereğince hukuki ve teknik her türlü altyapıyı anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tamamlar. Lisanslı yediemin depoları faaliyete geçinceye kadar o yerdeki mevcut depo ve garajlarda muhafaza işlemlerine, mevcut yönetmelik ve ücret tarifeleri çerçevesinde devam olunur.
Mevcut depo ve garajlarda muhafaza edilen ancak hukuken muhafazasına gerek kalmayan malların, anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde teslim alınması için icra müdürü tarafından ilgilisine resen bildirim yapılır.
İlgilisine tebligat yapılamazsa veya verilen süre içinde mal geri alınmazsa, üç ay içinde, 88 inci maddenin altıncı fıkrası hükmü uyarınca satış işlemi yapılır.
Ancak, satış yapılamazsa Adalet Bakanlığı tarafından görevlendirilecek icra müdürünün başkanlığında kaymakamlık, belediye, ilgili yer baro başkanlığı ve ticaret odası tarafından bildirilecek birer kişinin katılımıyla oluşturulacak değer tespit komisyonu tarafından tespit edilecek değer üzerinden, yedieminin alacağına mahsup için malın mülkiyeti yediemine devredilebilir; komisyon, ekonomik bir değerinin kalmadığına karar verirse mal bir tutanakla imha edilir.
Satılan veya mülkiyeti devredilen malın bedelinden, muhafaza ve diğer giderler mahsup edildikten sonra varsa artan miktar talep halinde ilgilisine ödenir.”

6352 SK ile sadece birtakım maddelerde düzenlemeler yapılıp, yeni maddeler ihdas edilmemiş, aynı zamanda bazı maddeler yürürlükten kaldırılmıştır. Bu yürürlükten kaldırma işleminin de belirtilen maddeler için 6 ay sonra uygulanacağı 6352 Sayı Kanun’da düzenlenmiştir. Bu husus madde 106’da “105 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi yayımı tarihinden altı ay sonra” denmek suretiyle düzenlenmiştir. 6352 SK 105. maddesinin 1. bendinin ne içerdiğine bakacak olursak; “1) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 12 nci ve 116 ncımaddeleri,” demek suretiyle İcra İflas Kanunu’nun bu maddelerinin yürürlükten kaldırılacağını düzenlemiştir. Bu yürürlükten kalkan İİK 12 ve 116. maddelerin neler olduğunu görelim.  
“İcra dairesine ödeme :
Madde 12 - (Değişik madde: 18/02/1965 - 538/8 md.)
İcra dairesi, takibedilmekte olan bir para alacağına mahsuben borçlu veya üçüncü şahıs tarafından ödenen paraları kabule mecburdur. Bununla borçlu bu miktar borcundan kurtulur.
İkinci artırma:
Madde 116 - (Değişik madde: 03/07/1940 - 3890/1 md.)
(Değişik fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./29. md.) İkinci artırma, ilk artırmayı izleyen beşinci gün yapılır. Beşinci günün resmi tatil gününe rastlaması halinde ikinci artırma resmi tatili izleyen ilk iş günü yapılır. Bu halde de 114 üncü madde hükmü uygulanır.
(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/14 md.) İkinci artırmada mal en çok artıranın üstünde bırakılır. Şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen kıymetinin yüzde kırkını bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını geçmesi şarttır.
Böyle fazla bir bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşer.” Şeklinde idi. Fakat geçtiğimiz ocak ayında bu maddeler yürürlükten kaldırılmıştır.

27 Temmuz 2012 Cuma

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Yapılan Son Değişiklikler

6352 sayılı kanunun,  birçok kanun hükmünü revize ettiğini daha önce belirtmiştik. İçeriğinde önemli değişiklikler yapılan kanunlardan birisi de 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri  Kanunu’ydu. Ceza Muhakemeleri Kanunu yeni bir kanun olmasına rağmen son dönemlerde en çok uzun süren tutukluluk sürelerinden dolayı eleştiriliyordu. Bu yargı paketiyle uzun tutukluluk sürelerinin önüne geçmek amacıyla bir dizi değişiklik yapıldı. Bu değişiklerden sonra birçok tahliye gerçekleşti. Fakat bu defa da bunun bir üzeri örtülü af niteliğini taşıdığı iddiaları ileri sürüldü. Yani tutukluluk sürelerini düzenlemek amacıyla bir adım atılmıştı, fakat ortada yine bir hoşnutsuzluk ortamı vardı. Şimdi Ceza Muhakemesi Kanunu’nda tartışmalara yol açan bu değişikliklerin neler olduğunu görelim.

6352 sayılı kanunla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na getirilen ilk değişiklik, CMK 38. Maddenin ardından 38/A maddesini eklemek olmuş. CMK 38. madde “Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılan Tebligat” başlığını taşımaktadır. Getirilen 38/A maddesinin içeriği de doğal olarak 38. Maddenin içeriğine uygundur. 38/A maddesinin içeriği ceza muhakemesi işlemlerinin elektronik ortamda UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi) aracılığıyla yapılmasını kapsamaktadır. Yapılan bu düzenlemeyle beraber artık ceza muhakemesi işlemleri de daha hızlı bir şekilde yapılacak ve gelişen teknolojiye ayak uydurulmuş olunacaktır.

CMK’da yapılan bir diğer düzenlemeyi ele aldığımızda bu düzenlemenin birçok tartışmaya yol açan CMK 100 (Tutuklama) ile ilgili olduğunu görüyoruz. CMK 100 hükmünde yapılan değişiklikle dördüncü fıkranın içeriği değiştirilmiş. Değiştirilen fıkra da şu hale getirilmiş “Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.” Eski dördüncü fıkrada “Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı bir yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.” Diyordu. Yapılan bu değişiklikle 1 yıl ibaresi, 2 yıl ibaresiyle değiştirilmiş. Yapılan bu değişikle tutuklama yetkisi sınırlandırılmış. Eski hükümde üst sınırı bir yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemezken, artık üst sınırı 2 yıldan fazla olmayan suçlar için tutuklama kararı verilemeyecek.

Değişikliğe uğrayan bir diğer madde de CMK 101 (Tutuklama Kararı) hükmüdür. CMK 101. Maddede yapılan değişiklik maddenin ikinci fıkrasının değiştirilmesine yöneliktir. İkinci fıkranın eski haline bakacak olursak,
“Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda hukukî ve fiilî nedenler ile gerekçeleri gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.”
Değişiklikle beraber yeni şeklini alan CMK 101/2 hükmü ise,
“Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.” şeklindedir. Yapılan bu değişiklikle hükmün içeriği genişletilmiştir. Artık verilen tutuklama kararında, kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren somut deliller gerekçelendirilerek açıkça gösterilecektir. Bu hükümle keyfi tutuklama kararlarının önüne geçilmek istenmiş, bu yüzden, verilen tutuklama kararlarında somut olgulara dayandırma işleminin ön plana çıkarılması hükme bağlanmıştır.

Şimdi de tartışmalara yol açan bir diğer hükmü ele alacağız. Bu hüküm CMK 109 (Adli Kontrol) hükmüdür. CMK 109’un içeriğinde köklü değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikler, birinci fıkrasının değiştirilmesi, üçüncü fıkrasının içeriğine bentler eklenmesi, yedinci fıkrasında yer alan “birinci fıkradaki süre koşulu aranmaksızın” ibaresinin madde metninden çıkarılması ve dördüncü fıkrasının yürürlükten kaldırılmasıdır. Öncelikle birinci fıkra nasıl bir değişime uğramıştır? Birinci fıkranın eski hali, “100 üncü Maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, üst sınırı üç yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.” şeklindeydi. Değiştirilmiş hali ise, “Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde,şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.” şeklindedir. CMK 109 hükmünde yapılan bu değişiklikle hükmün içeriği genişletilmiştir. Eski halinde, üst sınırın 3 yıl ve ya daha az olduğu suçların hapis cezaları yerine adli kontrol uygulanabilirken, hükmün bu yeni halinde hiçbir sınıra başvurulmaksızın tutukluluk yerine adli kontrol mekanizmasına başvurma yolu açılmıştır.
CMK 109 hükmünde yapılan değişiklikler yukarıda bahsettiğimiz üzere sadece birinci fıkranın içeriğinde yapılan değişiklerden ibaret değildir. Üçüncü fıkraya bentler eklendiğinden bahsetmiştik. Fıkranın değişimden önceki hali, “Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
a) Yurt dışına çıkamamak.
b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu Maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.” şeklindeydi. Görüldüğü gibi adli kontrol, değişiklikten önce yukarıdaki 9 bentte sayılan şekilde uygulanıyordu. Yapılan değişiklikle madde hükmüne 3 bent daha eklenmiştir. Bunlar,
“j) Konutunu terk etmemek.
k) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.
l) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.”
Artık, adli kontrol eski 9 bent ve yeni 3 bent yani 12 bent üzerinden uygulanacaktır.
109/7 hükmünde yapılan değişiklik, “birinci fıkradaki süre koşulu aranmaksızın” ibaresinin hükümden çıkarılması şeklinde olmuştur.
CMK 109 üzerindeki son değişiklik ise dördüncü fıkranın yürürlükten kaldırılması şeklinde olmuştur.
“Şüphelinin, üçüncü fıkranın (a) ve (f) bentlerinde yazılı yükümlülüklere tâbi tutulması bakımından, birinci fıkrada belirtilen süre sınırı dikkate alınmaz.”

CMK 308 (Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi) hükmü de değişikliğe uğramıştır. Önceki halinde madde tek fıkradan oluşuyordu. Değişiklikle beraber madde hükmüne iki fıkra daha eklenmiş. CMK 308 son değişiklikten sonra şu hali almıştır.
“(1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.
(2) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir.
(3) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayıYargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.”
CMK 324. Madde de (Yargılama Giderleri) değişikliğe uğramıştır. Maddenin içeriğine şu ibare eklenmiştir. “Devlete ait yargılama giderlerinin 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir.”

Son olarak 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. “GEÇİCİ MADDE 5 – (1) Ceza Muhakemesi Kanununun 308 inci maddesinde yapılan değişiklikler, bu Kanunun yayımı tarihinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunda bulunan ve henüz karara bağlanmamış dosyalar hakkında da uygulanır.”

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 6352 sayılı kanunla birtakım değişikliklere uğramıştır. Bu değişiklikler kanunun uygulanmasında ortaya çıkan aksaklıkları ve kötü yanları ortadan kaldırmaya yönelik yapılmıştır. Bunlardan birisi de şüphesiz uzun tutukluluk sürelerini ortadan kaldırmaya yöneliktir. Yapılan değişiklikler bir takım aksaklıkları ortadan kaldırmaya yöneliktir, fakat bu değişiklikler gerçekten aksaklıkları ortadan kaldırır mı, yoksa yeni tartışmalara yol açıp, akabinde yeni aksaklıklar ortaya çıkarır mı orası bilinmez!

22 Temmuz 2012 Pazar

6352 Sayılı Kanun ile Yapılan Değişiklikler

6352 Sayılı Kanun Hangi Kanunları Değiştirdi?

6352 sayılı kanun bilindiği üzere 3. yargı paketi olarak anılan "Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanundur." Kanun, 5 Temmuz 2012 tarihinde 28344 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Öncelikle bu kanunla, hangi kanunların içeriğinde değişiklik yapıldığına bakacak olursak,
-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu,
-5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu,
-5683 sayılı Yabancıların Türkiye'de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun,
-1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu,
-2575 sayılı Danıştay Kanunu
-2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun,
-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu,
-4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu,
-4634 sayılı Şeker Kanunu,
-4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu,
-5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu,
-5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun,
-5411 sayılı Bankacılık Kanunu,
-5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu,
-660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname,
-2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu,
-3402 sayılı Kadastro Kanunu,
-3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu,
-4301 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumunun Kuruluş ve İdaresine İlişkin Kanun,
-5187 sayılı Basın Kanunu,
-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu,
-5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun,
-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu,
-5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun,
-5326 sayılı Kabahatler Kanunu,
-5352 sayılı Adli Sicil Kanunu.

Görüldüğü üzere 6352 sayılı kanunla birçok kanun hükmü revize edilmiştir. Revize edilen bu kanun hükümlerinin yanı sıra 6352 sayılı kanun, bazı kanun hükümlerini de yürürlükten kaldırmıştır. Bunlar,
1) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 12 nci ve 116 ncı maddeleri,
2) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun;
a) 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası,
b) 9 ve 13 üncü maddeleri,
3) 4/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 19 uncu maddesinin yedinci fıkrası,
4) 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanununun 19 uncu maddesi,
5) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun;
a) 141 inci maddesinin ikinci fıkrası,
b) 257 nci maddesinin üçüncü fıkrası,
6) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 250, 251 ve 252 nci maddeleri,
7) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 128 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi,
8) 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasının üçüncücümlesi.